Yükleniyor...


Duvarlarımıza sarılıp uyurken   
hep üşüttük 
kalbimizi,
yeterlerin dibinde dolaştık yıllarca 
belirsizlikti korkutan, 
kemirgen gibi yedik hep birbirimizi, 
konuşmadık sustuk.
paslanmış pudra kutusu gibi takır takırdı kalbimiz..
bulamadık dengimizi, dengemizi de..

 O çiçek  o eve aitti,

 Evimize giren ilk mor renkti o

 Eviniz evimiz olalı 

 Beyazların içinde kalmalı

 Yaşayabildiği kadar yaşamalıydı 

 Küçük beyaz şehirde.

 Belirsizlikler huzuru saklıyordu içimizde.

 Bazen bir küçüğün hangi renk açacağı meçhul

 Sanma ki değer bilmez uçucu gibi duran gönül.

VINCENT VAN GOGH ALIVE SERGİSİ ve RESSAMIN KISA HİKAYESİ 
1853-1890 
 Birtek resim boyadığım zaman kendimi canlı hissediyorum. “ 

 Vincent Van Gogh; kısacık yaşamına milyonlarca renk değdirerek, özellikle de sarı, diyardan diyara sürüklenen bedenine ruhunu eklemeyi unutmamış ve renkleriyle giderek grileşen yerkürenin zorlu fakat bir o kadar da neşeli bir mekan olduğunu
 bizlere unutturmamayı başarmıştır. Çocukluk yıllarından itibaren hayatını göçebe gibi geçiren Van Gogh ilk öğretimine de ailesinden uzakta yatılı bir okulda başladı. Hayatının kasvetli ve sıkıcı olduğunu söylemekteydi. Gençlik yıllarında ise aşık olduğu kadın tarafından
 hislerine vurulan ilk darbe onun yaşamındaki dalgalanmanın bir başlangıcı sayılabilir. 
Van Gogh, 1873'lerden itibaren şehir şehir dolaşan bir öğretmen, bir rahip,bir öğrenci, aynı zamanda da sanatçı olarak her yerde varoluşunu her zaman doruklarda yaşadı. Belçikada misyonerlik yaptığı zamanlarda bir maden işçisiyle aynı
 şartlarda yaşamayı tercih edecek kadar yatarılan “evrenini” anlamaya çalışan bir kişiydi. 
Bütün bu anlama süreci bir süre sonra dışarıda kahve,ekmek,sigara ve alkol kadar basit bir denklemden oluşsa da, kafatasının içinde milyonlarca renk, düşünce, figür ve karmaşa içinde devinimini tamamlayamadan her yöne saçılıyordu. Ve bütün bu devinimi bir bir resim doğuruyordu Van Gogh'un...Etten, Paris, Arles'te her koşulda ve her durumda resim yapmayı hayatının kaçınılmazı olarak kabulettiğimiz adam kısa ve hızlı yaşamını yüzyıllara dağıtarak terk edecekti 
bedenini. Yaşamdaki karmaşası sanatına “ yıldızlı gece”, “patates yiyenler” ,“ayçiçieği” “teras kafe” ve “otoportre” gibi resimlerle can buldu. Lakin bu deha adamın peşine düşen hastalık(lar) onu belki de en verimli olacak döneminde karanlığa gömmekte geç kalmadı. (1890) Onun ardında bıraktıkları ise mezarındaki sarmaşık köklerinden dağılan renk cümbüşü gibi bizlere ulaşabildi.
  • Günümüze Dönelim...
Kendim de resim yapan biri olarak Van Gogh'un varlığından benim için hatrı sayılır bir süreden beri haberdarım ve onun yaşamında ki çalkantıların fırçasına değdiği zamana tanık olmayı çok isterdim, Amsterdam'da ki Van Gogh müzesini
 gezerken aklımda oluşan “Van Gogh”, onun resimlerinin çok yakınında olduğumun
 bilincine varmak bana kendimi oldukça şanslı hissettirmişti. 
Sıkça tekrar tekrar fırça darbelerini görmek istediğim onlarca ressam varken ve biz bu şehirdeyken 

Neyse ki içimizden birileri bizi de düşünüyor. Bugün İstanbul çok önemli sergilere ev sahipliği yaparken klasikleşmiş tatlardan sıyrılıp bize daha önce hiç deneyimlemediğimiz bir sergi türünü sunuyor. Van Gogh Alive! 
 Daha öncesinde “Body Worlds” gibi pek çok topluluk arasında yankı uyandıran mekan Antrepo 3 bu sefer loş, kısa koridodan devasa bir resim tarlasına açılıyor. Bir anda arkamda bıraktığım trafik ışıklarını, klakson seslerini, arkadaşlarımla konuştuğunuz bütün kelimeleri unutup parça parça yerleştirilmiş duvarlar ve plakaların üstünden üstüme yansıyan portrelerle, çiçeklerle, odalarla tamamen yalnız kalıp kendimi yine devasa melodiler çalan
 orkestra çukurunun içine düşmüş gibi hissediyorum. 
Her şey çok güzel... Yansımaları gördükçe insanın resimlerin içine doğru koşası geliyor, bu salonda hayal kurmak için gözlerimi her zaman yaptığımın aksine, kocaman açıyorum.Belki de değil, ilk defa bir şeylerin üstüme üstüme gelmesinden bu kadar haz alıyorum,
 karanlık bir köşede oturduğumuzu sanıyoruz ama “Yıldızlı Geceler” yaşıyoruz.
 Ya da “Teras Kafe” de oturuyoruz, ya da bir ormanın içindeyiz etrafta çiçek kokuları ve hoş bir melodi ile...
Polonya-Varşova, Gdansk, Almanya- Hamburg, İtalya- Pisa, Roma , İspanya- Barcelona , Hollanda-Amsterdam da edindiğim anılarımı, görüşlerimi yakında blogumdan okuyabilirsiniz.

geceler boyu yazardım arzularımı, nefretlerimi...
çaresizliğimi itiraf edemiyorum kendime sevgisizlikten kuruyup giden çöldeki bir hayvanın leşi gibiyim, yırtıcı kuşlar didik didik etmiş beni, farkında değildim. kokuyorum. ve hala can çekişiyorum üstelik. Ağlamak ve rahatlamak aklıma gelmiyor mesela. kızamıyorum kimseye kendi kafamı kırıp oturamıyorum bir köşeye.
Nasıl hayat dolusunuz anlayamıyorum.
kimisi ölmüşüm gibi bakarken yüzüme, kimileri benle nasıl hayat buluyor anlamıyorum.
içim kıyım kıyım, ezik büzük , delik deşik.. ve hala rahat bırakmıyorlar beni boğuyorlar kımıldamıyorum. yaşadığım bu şehre bakamıyorum eskisi gibi, dolduramıyorum yaşamı, balıklama dalamıyorum sevdiklerimin içine doğru, topraklarından süzülerek temizlenemiyorum.
kim, nasıl küstürdü beni size hatırlayamıyorum. Nefes almak beyhude şu dakika. gelecek dakikalarda muamma değil , bu kafam nasıl gömülmüşse demir yığınının arasına değiştiremiyorum yönümü. Unutsam bütün kötü anılarımı...yeniden iyi yaşama düşüncemi hatırlayabilsem... Güvenim yok sevgim yok , hayatım yani.bir görüntüden ibaret beni tanımlayan et,düşüncelerim yok hayat belirtisi gösteren
kolum ,gözüm ve dizlerim var ...
bir de anlam veremediğim bir şeyler içim de beni en durduran , sevgimi benden ayıran sevdiğimi uzaklaştıran içinden çıkamadığım ışıksız bir kuyuda dizlerimi duvarlara bağlayan ...
GİTSİN O GİTSİN ..
sevmeyi hatırlasın yeniden yargılayıp asmadan düçünce odalarımın içine atmadan , içimde bir morgla dolaşmak istemiyorum artık, doğmadan ölen sevdalar yüzünden ağlamak , sitem etmek istemiyorum artık. öleceğini bildiğim öldüreceğimi bildiğim duygularımdan dolayı yaşamamayı tercih etmekten usandım , işkencenin türü değişsin tanrım , var dediğiniz cehenneme mi atacaksınız artık ya da her ne olacaksa bir an önce olsun , ya içime biraz cesaret koy yaşamak için, merhamet göster ya da; bana benim sevgimi geri versinler...olmadı yok et beni hepten acımla beraber...




mezarda çürüyen çocuk gibi

hissedilmemiş duygularımız

yaşanmamış bir ömür

ne hissedebiliyoruz birbirimizi

ne hissettirebiliyoruz.

zamansız firar eden  bir ruh bu bedenden

uçuşuyor  sevdalarımız,

kopmuş uçurtmamın ipi

ipin de ucu kaçmış,

ayırmışız elleri.

Kayalar dişi gibi dizilmiş sıra sıra

dalgalar yalar yüzlerini usulca

bazen vurur acımasızca

hırçınlaşır dalgalar zaman zaman kız gibi

kayalarda durdururlar ancak öfkelerini

bir kız olur bir erkek dalgalar ve kayalar

bazen martılar dalar denizlere

kayalar kıskanırlar.

sevişmekse sahilde güzeldir

sular kudurur olanları gördükçe

ve sesler özlemlere dönüşür

güneşin hakimiyeti sone erip

güz gelince ,

karlar suya düşer su özler sevgileri

kış boyu çağırır dalgalar güneşi

başka sevdalar körükler o ise gittiği yerde

sahiller sevda dolu

sular ve kayalar var kalplerde

güneşe seyri kalır kızgın ve uzaktan …

@110

10 kasım - suadiye

aşk zorla olmaz biliyorum

sana inceden yanıyorum.

sönmek üzere olan bir sigaranın

dumanı gibi dağılıyorum .

ezdin başımı şimdi demir bir küllükte

sağa sola atılıyorum,

neyse ki dudaklarının izi üzerimde.

tekrar dokunulmamak üzere.
Günden güne içime işliyorsun sen
Sesini duymadığım zamanlar huzursuzum
Hastayım tenine değmediğim vakit
Korkuyorum, bırakıp gideceksin beni
ya da diyeceksin çek git ...

Gökyüzü masmavi seni düşlerken gökte
Bulutlar;sarı, beyaz, pembe
Hangi ay, hangi mevsim sence?
Güneş, çiçekler aşka el pençe
Bulutlar; sarı, beyaz, pembe...

Mutlak mutluluklar içimde
Yan yanayken bütün acılar Uranüs'te
Gecelerim hayallerinle bitiyor usulca
Yüreğim uçurtma olmuş çatına konmuş.

(telefonum çalıyor ; sen sen sen) ...

Ayhan Taş'a
22.08.09

başımı tek öne eğdiren,
ter kokusuydu tramvayda tepeme dikilenden gelen.


29.07.09

Son Aktiviteler

yeni bir blog yazısı ekledi Amazon Distribution Center Patterson Ca Jobs.
6 yıl önce
yeni bir blog yazısı ekledi Amazon Distribution Center Patterson Ca Jobs.
6 yıl önce

En Aktif Üyeler

Paylaş